Jillian Janson, beyaz teni ve sarı saçlarıyla odaya adım attığında ortam birden değişti; gözleri parıldıyor, içinde saklı fırtınalar kopuyordu. Charles Dera’nın sert bakışları üstünde gezindikçe, ortamdaki hava iyice ısındı. Jillian’ın o ince beli ve kıvrımlı kalçaları, adamın dayanılmaz dikkatini çekiyordu. İlk dokunuşlar hafifçe başladı ama hemen ardından dişlerini göstermeye başladı içindeki aç gözlülük. Charles, parmaklarını Jillian’ın amcığına sürterken, onun titrek nefeslerinin hızlandığını duydu; kızgınlık ve istek dalga dalga yayıldı aralarında.
Yavaş yavaş Jillian’ı sırtüstü yatırdı, ellerini kalçalarından kavrayıp çekiştirmeye başladı. O vicdansız köklemelerle Jillian’ın bedenini çaresiz bırakıyordu; her hamlede amcığını daha da zorladı. Sarışının yüzündeki acı-zevk karışımı ifade, ikisini de ateşe verdi. Derin bir nefes aldıktan sonra Charles, sertçe arkadan dayamaya geçti. Jillian’ın amcığını yerleştiğinde odada sadece ağır nefesler ve çıtırtılar duyuluyordu. Onun içine alınan her köklemeyle birlikte Jillian yüksek sesle inliyor, bazen çığlık atıyor; bu sertliğe karşı duramadığı belli oluyordu.
Charles umursamazca hızını artırırken Jillian’ın tüm vücudu kasılıyor, boşalmanın eşiğine geliyordu ama o an için en büyük arzusu bolca sulu folloş olmaktı. Birdenbire bedeninden dışarıya doğru fışkıran ılık sıvılar etrafa saçıldı; baştan sona ıslandılar fark etmeksizin. Karnındaki boşlukta hissettiği o itme hissiyle hem ağladı hem bağırdı; içinde kalan bütün bastırılmış hisler birden ortaya döküldü.
O an artık zirvedeydi: çıplak bedenler birbirine yapışmış, ter içinde kalmıştı ama bu azgın sevişme bitmemişti henüz. Son dalgasında Charles sertçe köklediğinde Jillian tamamen teslim oldu; içinde patlayan o son boşalma çığlığı odanın dört bir yanına yankılandı. Vücudundaki tüm hassas noktalar sarsılırken, sararmış saçlarının arasında çıkan nefesi kesik kesikti ama gözleri hala parıldıyordu – tam manasıyla yoğun zevk ve acının birleştiği bir andı bu…